lightless

Adalarda Isıksızım | Kınalıada

Birkaç hafta önce Bozcaada’da sezon açma planlarım berbat havalar ve açmayan güneş yüzünden suya düşmüştü. Bunları hep yazdık, çizdik. Gel gelelim okulda zaten yoğun geçen hafta içlerinin stresine bir de deadlineı haziran başı olan bir yarışma projesi eklenince bu güzel havalarda hafta sonu şehirde durmak iyice zor gelmeye başladı. Derken orta bahçe sohbetlerinde kentsel planlama dersinin proje sahasının Kınalıada olarak belirlendiğini öğrenmemle birlikte o hafta sonu adaya gidecek proje grubuna “Bisiklete bineriz”, “Dönüş yolunda da vapuru beklerken bir bira içeriz” diye nifak sokmam ve bir kahve molası süresince birkaç arkadaşı ayartmam çok zor olmadı.

Continue Reading →

contact_sheet

Mimari Sosyal Deneyler | Partner Arayısı

Bir süredir mimari yarışmalara katılmak için bir partner arayışı içerisindeyim. Birkaç kişi ile görüştüm; fakat bu görüşmeler ele gelir bir sonuç vermediler. Kafamdaki birkaç isme daha konuyu açmadan önce şansımı bir de fakülte sınırları içerisinde denemek istedim ve salı günkü jüri öncesi görseldeki ilanı fakültedeki birkaç önemli kürsünün yakınlarına ve jüri sınıfına asmaya karar verdim. Cevap gelecek mi, gelirse nasıl insanlar gelecek merak da ediyorum doğrusu.

proje_logo

Dream Projects 2012 #1 | Pottery Museum of Canakkale

Geçtiğimiz hafta bahar başlangıcı ve Paskalya bayramının yaklaşması münasebeti Bozcaada’ya bir ziyaretim olmuştu; fakat bu ziyaret hava şartlarının sandığım kadar olumlu geçmemesi, yaşadığım ufak tefek aksilikler yüzünden çok da tat vermedi. Ne bisikletle bir ada ada turu atabildim ne de ada yerlisi aile dostlarımız Foti ve Antula’nın şirin evlerini fotoğraflayıp ağız tadıyla bir sohbet edebildim. Günü birlik ziyaret sonrası ada bizim adamız, yine gideriz problem değil diyerek merkezin yolunu tuttum ve kalan zamanımı üzerine çalıştığım proje ve ailemle birlikte geçirdim.

Continue Reading →

parsel_analizi

Mimari Proje Yazıları | Yetenek Olayı

Bir süredir üzerine laflar söylemek istediğim bir mesele var. Temel olarak mimari proje geliştirme süreci ve sunum teknikleri başlıklarında toplayabileceğim bu mesele bana ekmek kapısı oluyor olmasına ama Türkiye’de mimarlık eğitimi verilen pek çok kurum tarafınca hak ettiği özeni ve ilgiyi ne yazık ki göremiyor. İyi projelerin çok kötü bir şekilde sunulması, mimarların ve mimar adaylarının projenin ilerleme süreçlerini layığı ile yansıtamaması, ürünü doğru düzgün sunamaması iş hayatında da fakültelerde de sıkça rastlanan şeyler. Ben kısmen fakültede olanlarla daha iç içe olduğumdan her sabah berbat paftalarla doldurulmuş koridorlardan geçmek durumundayım. Üzülüyorum. Pırıl pırıl gençlerin yer yer fosforlu, cafcaflı, oransız ve özensiz paftalarla ömür tüketmeleri epeyce canımı sıkıyor. Zaman zaman bu paftaların yapılış süreçlerine müdahale etme şansım olsa da bazı temel prensipleri ve teknikleri defalarca anlatmaktan, paftanın sahibini arayıp bulup “Güzelim bu böyle olmaz” diye artistlik yapmaya da artık iyice imtina eder haldeyim. Bu sebeple elimin altında yazılı ve görselli, olayı özet geçen bir kaynak bulundurmak istedim. Mimari projede *ESKİZ, *TASARIM SÜRECİ ve *SUNUM TEKNİKLERİ olmak üzere üç temel konuda yapılan temel hataları özetleyeceğim. Eğer buraya benim sana verdiğim link üzerinden geldiysen, hele ki mimarlık öğrencisiysen doğru yerdesin. Kestirip attı, başından savdı diye düşünme, sana ve yapabileceklerine sandığından da çok önem veriyorum çünkü pafta yapmayı bina yapmaktan daha çok seviyorum.

Önce bazı endişeleri dindirelim.

Continue Reading →

thebigpicture

The Big Picture in Seven Scales

Bir Deniz Cem Önduygu projesi daha. Evren, evrim filan böyle şeylere ilgi duyan insanların ilgisini çekebileceğini düşündüğüm bu şahane görselleştirme projesi kısa sürede tam da çıktısı alınıp duvara asılacak cinsten bir ürüne dönüştü. Detaylı açıklamayı Cem’in sitesinden edinebilir, ben facebookta durum güncellerken millet nelerle uğraşıyor diye şaşırmaya devam edebilirsiniz.

aslı&ural

Beni Ben Yapan Super Paket | Ilk Sınav

Modern insanın dertleri filan var. Ulaşım sorunu var örneğin, çok büyük bir dert; fakat bir şekilde üstesinden geliniyor. Zeminde farkındalık dahilinde ya da haricinde süregiden ontolojik kaygıların haricinde bir de sosyalleşme meselesi ve etkileri var. Yabancılarla ilişki kurma, o ilişkiyi devam ettirme, çıkar oyunları, sevgi, empati bu gibi şeyler var.

Net biçimde hatırlayabildiğim ilk sosyal deneyim mecrası olan ilkokulda, sınıfımda dış görünüşüyle yahut da zekasıyla öne fırlayan bir tip değildim. Öyle ki okuldaki ilk günümde ilk teneffüs zilini duymamla birlikte okulun bittiğini düşünüp tek başına eve gitmemle, ikinci ders saatinde sınıfta olmadığımı fark eden öğretmeninim -artık nasıl fark ettiyse- annemi arayıp kayıp olduğumu bildirmesiyle birlikte devam eden, ailemin okul ve ev arası güzergah boyunca saatlerce beni aramasıyla ve nihayetinde evde susam sokağı izlerken bulunmamla biten ufak bir maceram bile var.

Continue Reading →

heykel

Birtakım Estetik Kaygılar ve Fibonacci Spirali

Eski fotoğraf dosyalarını karıştırırken diğer fotoğraflara nazaran farklı bir yere koyduğum birkaç fotoğrafa rastladım. Bu fotoğrafları niçin farklı bir gözle gördüğüme dair çeşitli teorilerim vardı. Örneğin 2005 yılında yağmurlu bir sonbahar gününde çektiğim, Ayşe Erkmen’in Tünel meydanındaki çelik heykeline ait bu fotoğraf kıymetli hocam Ayhan Böyür tarafınca çok beğenilmişti. Arada sırada denk geldiğimizde hala bu fotoğrafı çekiş anımı bana ve beraberimizdekilere büyük bir şevkle ve heyecanla anlatıyor olması, fotoğrafın çerçeveli halde hala okuldaki odasında duruyor olması yer yer yüzümü kızartan; fakat beni de fotoğrafı en az Ayhan Hoca kadar sevmeye iten iki önemli şey.

Heykeli gördü, şöyle bi uzaktan süzdü. Sonra yanına gitti, makinesini heykelin içine soktu, çevirdi ve şak diye çekti.

Continue Reading →

a human nature

Woods’un Deneysel Evrenlerinden Merhaba

Her insanın hayatta bokunu yiyeceğini, önünde düşünmeksizin pantolonunu çıkartacağı, karşısında diz çökeceği bir başka insan vardır. Keşke olmasa, ben de hoşlanmıyorum bu rezaletten ama var. Üstelik benim bir tane de değil, birkaç tane var. Bunlardan biri, yaşayan biri Lebbeus Woods isimli Amerikalı bir mimar. Bugüne değin inşa edilmiş tek bir projesi olmayan; fakat yaşadığımız yüzyılda mimari nâmına en kayda değer şeyleri söyleyen -yani çok fazla bir şey söylemeyen- ağarmış saçının bir teline kurban olduğum bu güzel insana alaka ve sevgi duymaya başlamam bundan altı-yedi sene öncesine rastlıyor.

Continue Reading →

murat

Buz Hokeyi vs Banliyo Treninde Mafyacılık Oynamak

Geçtiğimiz gün Eser’e su geçirmez bot almak ve hazır oralara kadar gitmişken buz pateni yapmak için alış veriş merkezinin birine gittik. Benim asıl motivasyonum elbette buz pateni olayıydı zira uzun bir süredir buz pisti civarında fotoğraf çekmeyi istiyordum. O sebeple Eser’in bot alış verişine çok karışmadım, en son bi seçenekleri ikiye indirip hangini alayım diye sordu, “bunu” diyerek birini gösterdim, gidip ötekini aldı ve mevzu kapandı. Ama Eser beraberimizdeki diğer arkadaşlar da buz patenine heves etmişlerdi bi kere. Hatta onlar kayacaktı, ben onları çekecektim. Böyle bi plan vardı. Böyle kafamda olan şey koca bir bardak kahveyle bi yere oturup olimpik pistin üstünde yarım saltolar atan genç kızları, bi köşede antrenman yapan hokey oyuncularını, yeni doğmuş tay gibi bacak ayıran acemileri, arkadaşlarımı filan çatır çutur fotoğraflamaktı. Böyle düşünüyordum, kafamda böyle canlanıyordu; fakat karşılaştığım şey büyük bir hayal kırıklığı oldu.

Continue Reading →

erida

Trenle Sapanca Olayı | Konuk Fotografcı Eser Aygun

Geçtiğimiz haftalardan birinde, oldu sanıyorum iki hafta, ya da belki üç, bilemiyorum, Eser “Trenle Sapanca’ya gidiyoruz, sen de gelsene!” şeklinde bir teklifle odama geldi. (Ünlemli konuşan kişi Eser. Gerçekten böyle konuşuyor, yani sen o ünlemi cümlenin sonunda hissediyorsun, “Aha ünlem koydu, kesin önemli bişey söyledi” diyebiliyorsun) Sanıyorum battaniye altında çalışmakla ya da film izlemekle meşguldüm, boş bulunup tamam filan deyivermişim. Sabahın köründe gram uyku uyumamış vaziyette, neredeyse sızmak üzereyken kapım tekrar çalındı ve kendimi ansızın Eser ve Erida ile birlikte metrobüste buldum.

Continue Reading →


Page Content |
powered by
Socialbar